Hitler Yanlısı Yapay Zeka Tay !
Eylül 7, 2019
Nesnelerin İnterneti
Eylül 7, 2019

Bilimin Korkunç Yüzü: Klonlama

Takvimler 1997 yılını gösteriyordu ve Edinburgh’ta yer alan Roslin Enstitüsü araştırmacıları, yetişkin dişi bir koyunun memesinden alınan vücut hücresi çekirdeğini, başka bir hücreye transfer etmişti. Bu transfer işlemi, ikinci bir yetişkin dişi koyun hücresinin çekirdeği çıkarıldıktan sonra gerçekleşmişti. Bu yapay döllenme sonucu iki yetişkin dişi koyundan elde edilen embriyo 3. bir yetişkin dişi koyunun rahmine yerleştirilmiş ve bir erkek koyuna ihtiyaç olmadan doğum gerçekleşmişti. Evet, bu doğan koyunun adı hepimizin bildiği Dolly!


İlk klonlama örneği deyince herkesin aklına Dolly gelse de bu yanlıştır. Zira Dolly, klonlanan ilk canlı değil yetişkin bir hücreden klonlanan ilk memeli canlıdır. Klonlamaya dair ilk bilimsel gelişme 1938 senesinde Hans Speamann tarafından gerçekleştirilen ve ileri evreye ulaşmış bir embriyonun çekirdeğini çıkarıp çekirdeği çıkarılmamış başka bir yumurtaya aktarılmasıdır. Dolly her ne kadar ilk memeli klonlaması olarak bilinse de R. Briggs ve T. King, 1952 yılında büyükbaş hayvanların hücrelerinin çekirdek aktarımı yoluyla elde edilen ilk klonlama örneğini uygulamışlardır. Fakat klonlama, bilimin birikimsel olma özelliği sayesinde henüz yeni yeni su yüzüne çıkmaktadır.


Normal şartlarda 10-12 sene yaşayan bir koyunun aksine klonlanmasının ardından 6 sene sonra Şubat 2003’te Dolly’nin ölmesi, klonlamanın erken yaşlılığa yol açtığı tartışmalarına ivme kazandırmış oldu. Söz konusu hadisenin birkaç sene öncesine kadar Eve(Havva) isminde bir bebek klonlanarak dünyaya geldiği ileri sürülmüştü. Clonaid firmasının sözcüsünün söylediğine göre Eve, ilk insan klonuydu. Fakat söz konusu firma yetkilileri kamuoyuna, bu klonlamaya ait yeterli derecede kanıt sunamayınca Eve gündemden düştü ve hadise rafa kaldırıldı. 2000’li yıllar klonlamada bilimsel gelişmelerin zirveye ulaştığı yıllardı. Dolly’yi klonlayan Roslin Enstitüsü araştırmacıları, 2000 yılında 5 tane de domuz klonladıklarını kamuoyuna açıklarken, Eve ile aynı yıl içinde (2002) Copy Cat isminde bir kedi annesinin genetik ikizi olarak dünyaya geldi.


Klonlama Yasak Mı?


Eve, Copy Cat ve birçok hayvanın klonlanmasında kat edilen bilimsel merhalelere rağmen Dolly’nin ölümü sonucunda BM Genel Kurul kararı ile Klonlama çalışmaları 2005 yılına kadar ertelenmişti. Bu kararın alınmasında ABD başı çekiyordu. Avrupa ülkelerinin bir kısmı ABD’ye tam destek verirken bir kısmı da çekimser bir davranış sergiliyordu. Çekimser davranış sergileyen AB ülkeleri, çalışmaların devam etmesini fakat menfi sonuç oluşturabilecek durumlar için de yasaklamalar getirilmesini talep ediyorlardı. Bütün bu tam ve kısmi yasaklamaların aksine İsrail ve gelişmiş Asya ülkeleri kök hücre tedavilerinde kullanılabilecek klonlama çalışmalarına ciddi para destekleri sağlamaktadır.

Klonlamanın İki Büyük Tehlikesi


1-Organ Tarlaları: Klonlamanın hukuki ve ahlaki açılardan büyük tepki çekmesinin en büyük sebebi, kopyalanan canlıların organ nakillerinde kullanıldıktan sonra diğer organlarının bertaraf edilmesi… Bu geriye kalan organlar, telef olması sonucunda dünyada organ tarlalarının ortaya çıkacağı ve çöp atar gibi klon canlı organlarının çöplere döküleceğidir. Bu da embriyo evresinden itibaren her canlının yaşama hakkını savunan insanlar için etik kurallarının ihlal edilmesi manasına gelmektedir.
2-Dünyayı Ele Geçirme Planları: Bilim dünyası her ne kadar insanlık için faydalı icatlar yapmış ve sofistike teknolojiler geliştirmiş olsa da söz konusu icatlar ve teknolojiler kendi kültürü haricindeki diğer kültürlerden insanları nefsine köle olmakla yükümlü gören ırkçı bir grubun, hiçbir etik kuralını umursamadan, hiçbir saygı anlayışını benimsemeyip ve insan haklarını yok sayıp klonlamayı kötüye kullanması, ikinci büyük tehlikedir. Yani klonlamaya dair yapılan bilimsel çalışmaların kötü insanların emellerine alet edilmesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir