Sınırsız Enerji Kaynağı: ‘Tanrı Parçacığı’
Aralık 6, 2019
Ay’a Gerçekten Gidildi Mi?
Aralık 6, 2019

Yaşasın Kuantum Üstünlüğü!

23 Ekim 2019 da, Google da çalışan bilim insanları, saygın bilim dergisi Nature’da bir makale yayımladı ve sıra dışı bir başarı elde ettiklerini ilan etti. Bu makalede bizim bildiğimiz anlamdaki hiçbir bilgisayarın çözemeyeceği bir problemi, kuantum bilgisayarı kullanarak çözdükleri iddia edildi. Bu anlaşılmayan bir başarı iddiasına yine anlaşılmayan bir başka itiraz tabiki gecikmedi. Kuantum bilgisayar denilince akla ilk gelen en büyük üretici markalardan olan IBM, dünyanın en hızlı süper bilgisayarının bile 10.000 yıl uğraşacağı bir problemi 200 saniyede çözdükleri iddiasına itirazda bulunarak, bu problemin kendi süper bilgisayarları ile 2,5 gün içerisinde çözülebildiğini açıkladı.

Peki, neydi bu kuantum, kuantum bilgisayarı, daha da önemlisi kuantum üstünlüğü?

Neden bu kadar önemliydi ki bilimsel alanda bu kadar anlamlandırılamayan örnek ve başarı iddiası ortaya atılıyordu?

John Preskil’in 2012 de yayımlanan bilimsel bir makalesinde Kuantumu açıkladığı örnek ile başlamalıyız bence ‘Kuantum’ kavramını zihnimizde canlandırmaya. Eğer 100 sayfalık bir kitabın ilk 10 sayfasını okursanız kitabın %10’unu biliyor olursunuz, ancak Kuantum dünyasındaki bir kitabın ilk 10 sayfasını okursanız kitap hakkında neredeyse hiçbir şey biliyor olmazsınız der Preskil. Çünkü bu tür kitaplarda bilgi bağımsız bir şekilde verilmez, sayfaların arasındaki bağlantılarda gömülüdür
Normal bilgisayarlarda veri depolama ve işlemenin en küçük bilgi birimleri 1 ile 0’dır.

Alfabedeki tüm harfler 8 tane 1 ve 0’ın farklı kombinasyonu şeklinde şifrelenir. Bu rakamların yan yana yazılması ile de anlamlı mesajlar oluşur. 0 ya da 1 bir ‘Bit’ iken bunların 8 tane yan yana gelmesi ‘Byte’ ı oluşturur. 2. Dünya Savaşı sırasında, Alan Turing tarafından tasarlanan Enigma adlı elektro-mekanik bir makine ile Almanların gizli yazışma şifreleri çözülerek 2. Dünya Savaşının sona ermesi sağlandı ve bu günkü bilgisayar bilimi doğmuş oldu. 25 Şubat 2015 yılında vizyona giren ‘The Imitation Game: Enigma’ adlı filmde bu konu çok etkileyici bir biçimde anlatılmaktadır.

Yani aslında bu 1 ve 0 kombinasyonları dünyayı değiştirecek potansiyele sahiptir. Tüm bilgisayar yazılımları, bugün temelinde bu basit 0 ile 1 mantığında çalışıyor ve Bytelar, Kilobytelar, Megabytelarca bilginin depolanıp işlenerek problemlerimizi çözmesini sağlıyorlar.

Kuantum Bilgisayarlarının Farkı Ne?


‘Peki Kuantum bilgisayarlarının farkı ne?’ dediğinizi duyar gibiyim.. Bu bilgisayarlar diğerleri gibi 1 ve 0 değerleri ve bunların kombinasyonları yerine kuantum mekaniğinin ilgilendiği atom ve atom altı parçacıklara ve bunların davranışlarına dayanıyor. Atom ve atom altı boyutlarındaki maddeler bazen parçacık bazense dalga gibi davranabiliyor yani uzayda bulundukları bir noktadan bahsedilmek yerine bulunma ihtimallerinden bahsediliyor. Bu nedenledir ki 0 ve 1 değerlerinin yanında kuantum bilgisayarlarında en küçük bilgi birimi kübitler de olabiliyor.

Bu da kuantum bilgisayarların hesaplama gücünü katlayarak arttırıyor. Ancak bunu şu an her alandaki problemlerin çözümünde kullanmamız ve kontrol etmemiz mümkün değil. Yine de kuantum üstünlüğü gibi daha önce hiç ulaşılmamış hedefler, ülkelerin bilim yarışı, yeni bir çağ başlatabilme yarışıdır. Farklı hedefler, farklı çıkarlar, farklı ülkelerin ideolojilerini temelinde bulunduran, zamanında Ay’a gitme yarışı gibi..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir