Gaia Teorisi: Dünyayı Organizma Olarak Gören Hipotez

Tarihin En Gizemli 10 Olayı
Ocak 24, 2020
Kendi DNA’mızı Tasarlayabilir Miyiz?
Ocak 24, 2020

Gaia Teorisi: Dünyayı Organizma Olarak Gören Hipotez

 1960 yılında bir NASA çalışanı olan James Lovelock tarafından geliştirilen Gaia teorisi, dünyanın canlı bir organizma olduğunu iddia etmektedir. Bu hipoteze göre dünyada var olan yaşamın adıdır Gaia. Organizmanın kemikleri ise karalardır. Okyanuslar, ırmaklar ve denizler dolaşım sistemi, üzerinde yaşayan canlılar ise sinir sistemidir. Bu canlının solunum sistemini ise atmosfer oluşturmaktadır. Bilim çalışmalarında pek çok açıdan bu teori eleştiri almaktadır.

Dünya Dışında Yaşamın Oluşturulması 

Lovelock tarafından ortaya atılan teoriye göre, dünya dışında da gaia çoğalması sağlanabilir. bunun için seçilen yerin Mars olduğu düşünüldüğünde burada bakterilerin yaşaması sağlanır. böylece Mars’ta gaia çoğalması yaşanacaktır. Bunun tam tersi durum da dünya için söz konusu olabilir. Dünyanı herhangi bir bölümünde meydana gelen bir zarar zaman içinde tüm dünyayı etkileyecek bir hal alacaktır.

  Teori yakından incelendiğinde bazı konularda tutarlılıklar görülmekle beraber bazı konularda eksikliklerin olduğu da görülmektedir. Bu konuda okyanus suları için bir inceleme gerçekleştiğinde ortaya enteresan bir sistem çıkmaktadır. Okyanus suyunda yer alan tuz oranı iki milyar yıldır değişmemiştir. Oysa nehirler tarafından okyanuslara yüz yılda bir suyun tuz oranını iki katına çıkaracak şekilde tuz taşınması yapılmaktadır. Bilim adamları suyun tuz oranının sabit kalmasını sağlayan sistemi çözememiştir. Bilim Türk konu için değerlendirmelere yer vermektedir.

Dünya Tek Bir Organizma

  Dünya bünyesinde bulunan canlı ya da cansız varlıklar Gaia teorisinde tek bir organizma olarak görülmektedir. İngiliz bilim adamı Loverlock’un teorisine göre dünyada yer alan denizler, Atmosfer ya da ormanlar gibi canlı cansız her varlık bu organizmanın bir parçası olarak bulunuyor. Organizmanın asıl amacı ise dünyada yaşayan canlıların yaşamını devam ettirmek için gerekli ortamı sağlamak oluyor. İnsanoğlu bu teoride büyük ve tek bütünün parçası oluyor. Bu bakımdan dünyaya verilen her zarar bir şekilde kendimize dönüyor. Bilim Türk dünyaya verilen zararlar konusunda geniş çalışmalara yer vermektedir.

Mars Yolculuğu İle Ortaya Çıkan Teori

 NASA 1960 yılında Loverlock’u Mars’ta yaşamın olduğunu ispatlamak amacıyla araştırmaya davet eder. Bu araştırmada dünya üzerinde bulunan yaşamın Mars yüzeyinde bulunandan farklı olabileceği bilinmektedir. Bu bakımdan araştırma amacı açık bir şekilde ortaya koyulmayacaktır. Yapılan araştırma yaşamın nasıl ve neyden oluşturulduğunun sorgulanmasına neden olur. Bilim konusunda kat edilen yol da bu sorgulamaya yardım edecektir.

  Loverlock enerji ve maddeyi bünyesine alan insanları atık maddeleri atmasını temel olarak almıştır. Bu konu üzerinden çalışma yapan araştırmacı, oksijen alıp karbondioksit vermemizden yola çıkacaktır.  Buradan da organizmaların çevrimsel değişim aracı olarak atmosferi kullanıldığı sonucuna ulaşacaktır. Sonuç olarak yaşamın Mars atmosferi üzerinde bir iz bırakabileceği ortaya çıkar. Bu sonuca göre uzaya araç göndermeye dahi gerek kalmamaktadır. Bu durum belki de dünyadan dahi fark edilebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir